Büyük şehir kargaşasından uzakta, bozulmamış doğası ve sakinliği ile huzur bulunabilecek Türkiye'nin nadide yerlerinden biridir Abant...
M.Ö. 5000 yıllarına kadar uzanan Abant tarihinde, bölgenin ilk yerli halkı Hititler'dir. Lidyalılar ve Persler'in de egemenliğine giren bölge, M.Ö. 336 yılında Makedonyalılar'ın eline geçmiştir. Büyük İskender'in ölümünden sonra bölgeye yerleşen Bitinler'den sonra, Romalılar tarafından ele geçirilmiştir. Osmanlılar'da ise Osman Gazi tarafından ilk kez yapılmaya başlayan akınlarda, bölgenin fethi Orhan Gazi zamanında olmuştur.
Çam, göknar, kayın ağaçları, yabani meyve ağaçları ve çiçekleri, gölün yüzeyini kaplayan nilüferler ile muhteşem bir doğal güzelliği sunan Abant gölü çevresinde yürüyüşler yapabilirsiniz. Ayrıca gölde olta ile balık tutma zevkini de yaşayabilirsiniz.
Yaklaşık 7 km olan gölün çevresinde otomobilinizle turlayabileceğiniz gibi, fayton ile nostaljik bir gezi yapabilir, ata binebilirsiniz. Civardaki yaylalara yürüyerek ulaşabilir, gölün muhteşem manzarasını kuşbakışı seyredebilirsiniz.
Çadır kurabileceğiniz alanlar olduğu gibi konaklamak için oteller de bulunmaktadır. Her mevsimin ayrı bir güzellikte yaşandığı Abant'ta, kışları gölün üzeri buz tutmaktadır ve 4 ay boyunca karla kaplıdır. Abant Gölü girişinde, köylülerin kurduğu pazardan doğal ve katkısız gıdalardan alabilir, gölün çevresinde bulunan restaurantlarda lezzetli yemekler yiyebilirsiniz.
Abant'a gidebileceğiniz en kısa yol Anadolu Otoyolu üzerindendir. İstanbul'dan gelenler için; Kaynaşlı ayrımından otoyoldan çıkarak, Bolu Dağı'nı tırmanmanız gerekmektedir. Dağın bitiminde bulunan Abant sapağından girerek 22 km sonra Abant Gölü Milli Parkı'na ulaşabilirsiniz.






